SİYASET

Komisyonun Ortak Raporu Kabul Edildi

Raporda kayyım uygulamasının sonlandırılması, AİHM ve AYM kararlarına uyum ile gösteri yürüyüşleri hakkına ilişkin dikkat çeken öneriler yer aldı.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan ortak rapor, yapılan oylamada 47 kabul, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildi. Raporda yerel yönetimler, ifade özgürlüğü, gösteri yürüyüşleri hakkı ile AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasına ilişkin önemli öneriler öne çıktı.

Raporda, yerel yönetimlerde kayyım uygulamasının sonlandırılmasına yönelik düzenleme önerisi dikkat çekti. Belediye başkanının görevden uzaklaştırılması durumunda yerine atama yapılması yerine, seçimin yalnızca belediye meclisi tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildi. İdari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun şekilde kullanılması gerektiği vurgulandı.

AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasına ilişkin bölümde ise Anayasa Mahkemesi kararlarının tüm organları bağladığı hatırlatılarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına eksiksiz uyumun hukuk devleti niteliğini güçlendireceği belirtildi. Kararların uygulanmasını temin edecek mevcut mekanizmaların güçlendirilmesi ve yeni mekanizmaların oluşturulması önerildi.

Gösteri yürüyüşleri ve ifade özgürlüğü başlığında, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hakkın özünü koruyacak ve özgürlük alanını genişletecek biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. Şiddet içermeyen fiillerin terör suçu sayılmaması gerektiği belirtilirken, Türk Ceza Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu’nun kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde revize edilmesi tavsiye edildi.

Raporda ayrıca infaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları doğrultusunda yeniden ele alınması, koşullu salıverilme şartlarının daha adil ve eşitlikçi biçimde düzenlenmesi, hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için infaz ertelemesi uygulamasının yaşam hakkı gözetilerek değerlendirilmesi önerildi. Tutuklamanın istisnai bir tedbir olarak kalması gerektiği vurgulanarak, tutuksuz yargılamanın esas alınmasına yönelik mevzuat güncellemesi çağrısı yapıldı.

Raporda yer alan “Türk-Kürt kardeşliği” bölümünde ise Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine atıf yapılırken, Cumhuriyet dönemine doğrudan yer verilmemesi dikkat çekti. Metinde, Türkler ve Kürtlerin ortak tarih, kültür ve kader birliği içinde oldukları ifade edildi.