Kamu emekçileri, artan hayat pahalılığı, düşük maaş artışları ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı taleplerini dile getirdi.
Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen basın açıklamasına Eğitim-Sen Çeşme Temsilciliği, Tüm Bel-Sen Çeşme Temsilciliği ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Çeşme Temsilciliği üyesi kamu emekçileri katıldı. DİSK Dev-Emekli-Sen Çeşme Temsilciliği üyeleri de eyleme destek vererek meydanda yer aldı.
Basın açıklaması sırasında SES Çeşme Temsilciliği Başkanı Mazlum Durgut ve Eğitim-Sen Çeşme Temsilciliği Başkanı Gülay Canbek kürsüde bulunurken, ortak basın açıklamasını Tüm Bel-Sen Çeşme Temsilciliği Başkanı Volkan Burçak okudu.
Açıklamada kamu emekçilerinin uzun süredir "geçinemiyoruz" diyerek yaşadıkları ekonomik sıkıntılara dikkat çektiği belirtilerek, maaş artışlarının gerçek enflasyonun çok altında kaldığı ifade edildi. TÜİK tarafından açıklanan verilerin yaşanan hayat pahalılığını yansıtmadığı savunulurken, gıda, kira, ulaşım, eğitim ve sağlık alanlarındaki fiyat artışlarının kamu emekçilerinin alım gücünü her geçen gün daha da düşürdüğü vurgulandı.
Basın açıklamasında özellikle kira artışlarının kamu emekçilerini zorladığına dikkat çekildi. Maaşlara yapılan artışların büyük bölümünün kira artışlarıyla eridiği, kalan kısmın ise adaletsiz gelir vergisi dilimleri nedeniyle emekçilerin cebine girmeden kesildiği ifade edildi. Bu durumun kamu emekçilerini her geçen gün daha fazla yoksullaştırdığı belirtildi.
Toplu sözleşme süreçlerine de değinilen açıklamada, kamu emekçilerinin taleplerinin masada karşılık bulmadığı, Hakem Kurulu'nun "işverenin noteri" gibi davrandığı öne sürüldü. İktidar ve yandaş sendikaların bu süreçte sorumluluğu bulunduğu savunularak, yaşanan ekonomik tablonun ortak bir politikanın sonucu olduğu ifade edildi.
Açıklamada geçmiş yıllarla bugünkü ekonomik koşullar karşılaştırılarak, memur ve emeklilerin alım gücünün ciddi biçimde gerilediği belirtildi. Çeyrek altın, kira ve emekli ikramiyesi üzerinden yapılan örneklerle, kamu emekçilerinin ve emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı vurgulandı. En düşük memur emeklisi aylığının tarihsel olarak ilk kez açlık sınırının altına düştüğü kaydedildi.
Basın açıklamasında ülkede bir kaynak sorunu olmadığı, asıl sorunun kaynakların kimler için kullanıldığı olduğu ifade edildi. Bütçeden faiz ödemelerine, teşviklere ve savunma harcamalarına ayrılan paylar eleştirilirken; yoksullukla mücadele, istihdam ve sosyal politikalara ayrılan kaynakların yetersiz olduğu dile getirildi.
Basın açıklamasında kamu emekçilerinin talepleri şu şekilde sıralandı:
-
Ocak ayından itibaren maaşlara ek yüzde 20 artış yapılması,
-
İlave seyyanen ödemenin taban maaşa yansıtılması,
-
3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesi,
-
Mülakatın kaldırılması,
-
Grevli toplu sözleşme hakkının önündeki engellerin kaldırılması,
-
En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması,
-
Kira, kreş ve yol desteği sağlanması.
Açıklamanın sonunda kamu emekçileri başta olmak üzere işçiler, emekliler, gençler ve kadınlar örgütlü mücadeleye çağrıldı. "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganının atıldığı açıklamada, insanca yaşam ve güvenceli gelecek için ortak mücadelenin önemine vurgu yapıldı.
Basın açıklaması, sloganların ardından katılımcıların çektiği halaylarla sona erdi.