Her yerde düşünmek ve yürürken okumak

Ortaokul yıllarıydı ve yaşadığım kırsal ilçede, yollarda yürürken ders çalışmak gibi bir yetenek geliştirmiştim. Annem buna yetenek değil de delilik derdi ama ben kararlı ve keyifliydim. İyi de oluyordu. Bazen okula yürürken bile hava iyiyse derslere göz gezdirmem mümkün hale geliyordu… Eh, okulda son derece başarılı bir öğrenci olabildiysem, demek ki doğru yoldaydım ve sorun yoktu!

İstanbul’da çalışma yaşamına atıldığımda ise yollarda okumak biraz zorlaşmıştı. Zira trafik magandasının biri ya da birkaçı birden edebiyat şehidi yapabilirdi insanı. Dikkatli olmak zorundaydım. Ancak vazgeçecek değildim. Bazen işyerimin bulunduğu Cağaloğlu’ndan vapurlara, bazen de ta Beşiktaş’a kadar yolun kenarından yürürdüm, kitap, dergi ya da gazete elimde. Bir gözüm yolda oluyordu tabii ki. Yolun en sağından devam. Dikkatli ama… Ve tuhaftır kafama da giriyordu o keşmekeşte okuduklarım… Ne kadarı palavra ne kadarı gerçek bilmiyorum, yazar Abdurrahman Dilipak’ın da yolda yürürken kitap okuduğunu duydum çok sonraları. Bu alanda bir “deli”nin daha olması iyiydi…

Yazarlığa başladığım yıllarda bu kez düşünme alanına el attım. Ve düşünme mekanlarını alabildiğine çeşitlendirdim. Barda pinekleyip demlenirken, demokratik bir mevzi olarak gördüğüm lavaboda, yolda yürürken, evde salonda volta atarken, o sırada hayatımda olan hatunlarla hırlaştıktan hemen sonra, yemek yaparken, çay yudumlarken, balkonda alemi seyre dalmışken, kendimle hesaplaşırken, hatta alışveriş yaparken bile…

Gözlemlemek… Daha çocukluktan beri yakama yapışmış bir kişisel özellikti.

Detaylara takıntılı bir şekilde takılmak ise kendimi bildim bileli hep yanımda olan bir incelik!

Diyeceksiniz ki, faydasını gördün mü bu işlerin? Gördünse şayet, hayatın hangi alanında ey fani? Bunların mala davara bir yararı oldu mu?

Efendim, köşe yazarlığı yaptığım yıllarda özel sohbetlerde bazı yazar dostların, “Ulan bugün ne yazacağız Hay Allah, aklımda da bir şey yok” dediklerine tanıklık ederdim arada bir ve bıyık altından gülerdim. Pek anlam veremezdim bu sızlanmalarına. Benim böyle bir derdim olmadı, 11 yıllık yazı hayatımda çünkü…

İşte bu işe yaradı benim küçük manyaklıklarım dostlar…

Yolda kitap okumak, her yerde düşünebilmek, gözlem ve ayrıntılara takıntılı olmak yazarlık yaşamımda çok işime yaradı. Gönlümü, ruhumu, zihnimi ve manevi evrenimi zenginleştirdi bu dört arkadaş!

Gerçi özel hayatımı biraz darbelediler, ancak yazı alanımı çeşitlendirip zenginleştirdiler. Her şeyin bir bedeli vardır sonuçta…

Sevgili kadınlarımızın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nü kutluyorum. “İyi adam”larla omuz omuza; nice keyifli, özgür, mutlu ve günün birinde mücadele etmeye gerek kalmayacak yıllarınız olsun…