Halk tipi ekonomi, Deniz Bakanlığı…

Bu hafta, -eğer becerebilirsem- genellikle sağcı (liberal ekonomi) denilen; ancak daha geniş bir spektrumda uygulanan “serbest pazar ekonomisi, kapitalizm” taraftarı seçmene hitap etmeyi tasarlamıştım. “muhafazakârlık” da bu potaya konuyor.

Güncel konularda ise;

Tahmin ettikleri gibi, Madenciler yine kös dinlemişler; paralarını alamadılar. Daha önce İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları süreçte garantör olarak yer almış ve ödeme sözü verilmişti. Bu zatlar, kendi başlarına “devlet garantisi” vermiş olmalılar ki; herhalde AKP İktidarının başı duyunca “derhal vazgeçin” dedi… Kayboldular…

Öte yandan, Gazilerin istedikleri kanun meclisten geçti ama; isteklerin karşılanmadığı, “geçiştirme” olduğu söyleniyor; açlık grevi devam ediyor.

Kürt Sorunu” hala anlaşılamadı; ama terörist başının bir çalışma gurubuna başkan olması istenebiliyor.

Tarikatlarımız da gazete haberlerinde; bunları kapatıp yasaklayan 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilen 677 sayılı Kanun bir devrim kanunudur. Yani, Anayasa koruması altındadır ama; ülkede kaç tane olduğu bilinmeyen, (yasak olduğu için!!) ancak yaklaşık 30 ana tarikat ve bu tarikata bağlı 400’e yakın kol cemaat/alt yapı biriminin en küçüğü 100.000, en büyüğü 3 milyon mürit barındırdığı tahmin ediliyor.

Ancak, uygulama sorumluluğu taşıyan İktidar, “nedense!?” kulağının üzerine yatmış durumda. Hatta eğitim sistemimize girmelerine uğraşılıyor. Meğer bunlar, dernek veya vakıfmış!!

1950’li yıllarda ABD’yi ülke yönetimine soktuk. Bizi, bizden daha iyi tanıyan ABD, önce laisizmi (din-devlet yönetim ayrımı) hedef gösterdi.

O gündür bugündür ülkede ABD kurallarında yürüyen siyasette “sağcılık” revaçta. Oysa ABD baskısını reddeden Rahmetli Ecevit ve Prof. Erbakan bize koca bir Kıbrıs kazandırmıştı..

Solcu ve sağcı, siyasi görüşleri ayırmak için kullanılan iki temel kelimedir. Bu terimler ilk kez Fransız Devrimi sırasında kullanıldı. İhtilali yapan halk Başkanın solunda, Asiller, arazi ve sermaye sahipleri ise sağında oturmuşlardı.

Aynı dönemlerde, ABD, arazi spekülasyonu yanında, demir çelik, petrol vs. gibi yeni dallarda kazandıkları büyük sermaye ile hem ABD’ye hem de dünyaya (en azından bir bölümüne) hakim olmaya başladı. 2. Harp sonrası da tamamen tepemize oturdu.

Yerim bitti;

Farkında olmadan bu tarz yönetime oy verenlere önümüzdeki hafta yazabileceğim.

Bu arada, dün, bütün bu toz duman arasında Sn. Özgür Özel Rize’den müthiş bir haber verdi.

Deniz Bakanlığı;

YENİ Partiye daha çok inanmaya başladım..