Bazen nimet bazen de baş belası olan yalnızlığı daha keyifli kılmak için neler yapabileceğim konusunda kafa yoruyordum gece. Bilgisayarda ise Afrika steplerinden ruhumu okşayan melodiler çalınıyor kulağıma. Yalnızlık araştırmasına ara verdim. Stres ve yalnızlık üzerine araştırma bul mümkünse, dedim akıllı zekaya… Eyvallah dedi ve babunları konu alan Kenya’da bir araştırmacının yıllar önce yaptığı çalışma düştü önüme. Severim kerataları ve baştan sona izledim…
Sonuçlar çarpıcıydı… Bir yığın önemli bulgunun yanında beni asıl ilgilendiren şöyle bir şeydi:
Araştırmacı işini bitirir ve ayrılır bölgeden. Aradan yıllar geçer ve yeniden döner bölgeye. Geride bıraktığı babun popülasyonunu araştırır ve dehşete kapılır! Salgın bir hastalık, mikrop, bakteri, virüs artık ne haltsa erkek maymunların yarısını alıp götürmüş öteki tarafa. Araştırmacı, neden yarısı diye bir soru sorar içinden. Ve de hayatta kalanlar arasında ortak bağlar var mı, varsa nedir bunlar? Ve tabii ki, ölenler neden öldü? Neden diğerleri gibi hayatta kalamadılar?
Araştırmasının sonuçları muhteşemdi!
Hayatta kalan erkek babunların ortak özellikleri şunlardı:
Yardımlaşma, yiyecek paylaşımı ve diğerleriyle güçlü bağlar sayesinde bağışıklık sistemi güçlüydü. Hayatlarında stres azdı. Dişilerle yakınlık kuruyorlar, birbirlerini tımar ediyorlardı. Ve yakınlığın yanında yan ürün olarak parazitleri temizlemiş oluyorlardı.
İnsan karşılığı “kılıbık” yani…
Salgında ölenler ise kavgacı, saldırgan, astığım astık dediğim dedik diyen erkek babunlardı. Yiyeceğin aslan payını kendileri almıştı. Arkadaşları yoktu. Tepeleri attığında önlerine çıkanı dövüyorlardı. Dostları yoktu. Ve tam anlamıyla yalnız ve “kötü adam”lardı! Hayatları stres ve yalnızlıkla doluydu ve ilk salgında öldüler…
Nihayet derslerle dolu belgesel bitti… Koltuğa uzandım ve insan dünyası düştü zihnime. Düşündüm de benzerliklerimiz vardı elbette babunlarla. Sonunda DNA’mız yüzde 94 oranında benzerdir!
Benzerlik iyi de dedim… Peki ya sert, acımasız, merhametsiz, empati yoksunu, dost most tanımayan, çıkarını her şeyin önüne koyan sıfır numara insan kötü adamlar? Onlar da erken mi ölür, “kötü adam” babunlar gibi? Salgınlara karşı daha mı az dayanıklıdır bu adamlar? Yanıtım ne yazık ki hayırdı! Dünyanın nimetlerini ele geçirip sefa süren bu tipler uzun bir ömür sürer genel olarak. Ayrıca sağlık hizmetlerine de ulaşımları kusursuz ve tamdır. Tabii ki uzun yaşayacaklar…
Sayıları sanıldığı kadar çok da olmayan “insan” iyi adamların ise başlarına gelmedik bela kalmaz ve halk deyimiyle, “İyiler erken ölür bu yalan dünyada…”
“Artık yatma zamanı Halim Bahadır,” diye söylenerek kalktım koltuktan ve devam ettim:
“Şu kıçı başı ortada babunlar kadar akıl fikir bahşet bizlere de ulu tanrım…”