Düşünce engelliler…

Tanrı şifa versin, engelli dostların tümünün başımızın üstünde yeri vardır. Bedende engel olabilir. Ruhsal vaziyetlerde sıkıntı olabilir. Biyolojik, fizyolojik bir engel olabilir. Duygusal alanda sıkıntı olabilir. Geç algılama sorunu olabilir bazı insanların. Kişiler duygu durum bozukluğu yaşayabilir. Bunların çoğunun, tümüyle ortadan kaldırılması mümkün olmasa da en azından tedaviyle kontrol altında tutulması mümkündür. Ancak bu alanda bir engelli türü daha vardır:

DÜŞÜNCE ENGELLİLER…

Ve bu özel tür, en tehlikelisidir ne yazık ki. Neden en tehlikeli diyorum.

Dört nedenle…

Bir… Sayıları milyonlarca. Ve giderek de çoğalıyorlar.

İki… Tedavisi yoktur bu tür engelin.

Üç… Sahibine bir konfor alanı, sosyal mevki, itibar ya da çıkar sağladığı için bilinçli bir tercihtir genel olarak.

Dört… Çok sayıda insana zarar verme potansiyeli taşır.

Kimlerdir bunlar?

En başında düşünce dedikleri önyargılara, zamanın dışına atılmış kulaktan dolma bilgi kırıntılarına sarsılmaz bir şekilde iman etmişlerdir. Tek doğru, onların kafasındaki şeylerdir ve bunlar tartışılmazdır. Dolayısıyla okumak, araştırmak, gerçeği bulmak, analiz yeteneğini kazanmak gibi bir dertleri yoktur. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olabilirler.

Dünya, evren, insan, hayat, doğa, kozmos değişir, amma bu arkadaşlar asla değişmez. Tek değişmeyen değişimdir der dururlar gerçi, ancak eğer o değişim konfor alanlarına, çıkarlarına zarar verecekse yılandan kaçar gibi kaçarlar ondan.

Kendilerinden farklı düşünenleri karalamakla geçer ömürleri. İtibar suikastına bayılırlar. Düşman belleyip ellerinden gelse hayat hakkı tanımazlar.

Karşı tarafın hayat tarzına, inançlarına, geleneklerine, düşüncelerine, kutsallarına zerre saygı duymazken; herkesten saygı ve anlayış beklerler.

Bu insanlarla bir meseleyi değil tartışmak konuşamazsınız bile. Zira sizi dinlemezler. Dile getireceğiniz her gerçek, her delil, önyargılarına zarar vereceği için anında öfkelenip savunmaya geçerler. Karşılarına kale kapısı gibi bir delille çıksanız bile, umurlarında değildir. Bilginize saygı duymazlar. Bir şekilde beyin yakan laf kalabalığıyla üste çıkmaya çalışırlar.

Kendileri gibi düşünmeyen herkesi aşağılar, dışlar, sindirmeye çalışırlar.

Bir kavramın zamanının geçmesi, onun kadük kalması önemli değildir bunlar için. Önemli olan, o kavramın hala işe yarayıp yaramadığıdır.

Daha birçok “güzellikleri” vardır bu tiplerin, ancak burada keselim…

Ha, bunları niye mi yazma gereği duydum?

Valla geçenlerde bir konuşmanın ardından imrendim bu tiplere de ondan…

Düşünsenize, kafayı yormak yok… Düşünmek, araştırma yapmak, dertlenmek, doğrusu eğrisini ayırmaya çalışmak, empati yapmak, rakip hakkında bilgi sahibi olmak için uğraşmak, zamanın ruhunu anlamak için didinmek yok… Ve de senin gibi milyonlar var memlekette. Muazzam bir konfor alanı… Yeme de yanında yat…