Dünya genelinde su döngüsü, aşırı uçlar arasında giderek daha güçlü değişimler gösterirken, bu değişimlerin etkilerini dengeleyen doğal su rezervleri de hızla azalıyor.
Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) “2025 Küresel Su Kaynaklarının Durumu” raporu, küresel hidrolojik döngüye ilişkin bu tabloyu ortaya koyuyor. Beşinci yıllık değerlendirme niteliğindeki raporda ayrıca 2021-2025 dönemini kapsayan beş yıllık bir senteze de yer veriliyor.
Su kaynaklarında alarm veren tablo
Su Politikaları Derneği tarafından gündeme taşınan rapora göre WMO Genel Sekreteri Celeste Saulo, küresel su sistemindeki değişimi iki farklı unsur üzerinden değerlendiriyor.
Yağış, nehir debisi ve toprak nemi gibi “hızlı hareket eden” su döngüsü bileşenleri, hava koşullarındaki değişimlere günler veya haftalar içerisinde yanıt veriyor. Buna karşılık yeraltı suları, buzullar ve mevsimsel kar örtüsü gibi “yavaş” rezervlerin oluşması ya da tükenmesi yıllar, hatta on yıllar sürebiliyor.
Saulo, uzun sürede oluşan bu rezervleri gezegenin “tasarruf hesabı” olarak nitelendiriyor. Bu rezervler, tek bir olumsuz yılın kapsamlı bir su krizine dönüşmesini önleyen doğal bir tampon görevi görüyor.
Ancak raporda yer alan bulgular, bu doğal rezervlerin kendilerini yenileme kapasitesinden daha hızlı tüketildiğine işaret ediyor.
Raporda öne çıkan bulgular
Son 35 yılın en düşük nehir debisi: 2025’te dünya genelindeki su toplama havzalarının yaklaşık %36’sında nehir debileri normal seviyelerin altında kaldı. Havzaların yaklaşık %21’inde ise debiler normalin üzerinde gerçekleşti.
Yedi yıldır devam eden anormal akışlar: Normal nehir debilerine sahip havzalar, 2019’dan bu yana her yıl küresel havza alanının belirgin biçimde küçük bir bölümünü oluşturuyor.
On yıldır gerileyen su depolama miktarı: Yeraltı suyu, toprak nemi, kar, buz, göller ve nehirlerden oluşan karasal su depolama miktarı, 2014-2016 döneminden bu yana düşüş eğilimi gösteriyor.
Üst üste dördüncü buzul kaybı: 2025 yılında dünyanın tüm büyük buzul bölgelerinde net buz kaybı kaydedildi. Böylece 2023’ten bu yana toplam buzul kaybı 1.400 gigatona ulaştı.
En fazla etkilenen ancak en az izlenen bölgeler: Asya ve Afrika, su kaynaklı ölümlerin önemli bölümünün görüldüğü bölgeler arasında bulunuyor. Buna karşın bu iki kıta, raporda kullanılan nehir debisi ölçüm istasyonlarının yalnızca yaklaşık %7’sini oluşturuyor.
Rapordaki veriler, küresel su döngüsündeki değişimlerin yalnızca yağış ve nehir akışlarıyla sınırlı olmadığını; uzun vadeli su rezervlerinin de giderek daha fazla baskı altında kaldığını ortaya koyuyor.




