AKP’ye geçen Çiğli Belediye Meclisi'nde protesto: Ertelendi!
AKP’ye geçen Çiğli Belediye Meclisi'nde protesto: Ertelendi!
İçeriği Görüntüle

EGE SAATİ/Turgay Kılıç— İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, İzmir Milletvekilleri ve siyasi parti yetkilileri; İzmir’deki ilçe ve il belediye başkanlarının AKP’ye geçişi üzerine Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerinde toplandı. Yüzlerce gösterici, ÖSYM binası önünde yürüyüş kararına ilişkin kolluk kuvvetinin engeliyle karşılaştı. Yaklaşık bir saat süren müzakerede yürüyüş slogansız, bayraksız ve flamasız olarak yapılması kararı alındı. Milletvekilleri, siyasilerin polisle yaptığı görüşmede ve avukatların ise olaya dahil olmasıyla ÖSYM önünde dağılan kitle, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelerek pankart açtı ve basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını İzmir Barosu Başkanı Avukat Sefa Yılmaz, “Türkiye, uzun süredir ağır bir siyasal, ekonomik ve toplumsal kriz içerisinde yaşıyor. Milyonlarca insan yoksullukla, işsizlikle, güvencesizlikle ve geleceksizlikle mücadele ediyor. Hukukun üstünlüğü ve demokratik hukuk devleti ilkeleri her geçen gün daha fazla aşındırılıyor. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmaları büyüyor. Temel hak ve özgürlükler üzerindeki baskılar ağırlaşıyor. Siyasal iktidarın toplum üzerindeki denetim ve tahakküm araçları genişliyor” dedi.

Emek ve Demokrasi Güçleri

‘Siyasi transfer açıklanamayacak boyutta’

İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz, İzmir’deki ilçelerin ve büyükşehir belediyesinin parti transferine dikkati çekti. Son günlerde İzmir’deki ilçelerin AKP’ye geçmesi üzerine konuşan Av. Yılmaz, “Böylesi bir dönemde demokrasiye, hukuka, seçmen iradesine ve demokratik teamüllere daha fazla sahip çıkılması gerekirken, şimdi de seçimlerde ortaya çıkan halk iradesinin seçim sonrasında siyasi transferlerle değiştirilmesine tanık oluyoruz. Son günlerde farklı partilerden seçilmiş çok sayıda belediye başkanının AKP’ye geçmesi, tek tek kişilerin siyasi tercihleri üzerinden açıklanamayacak bir boyuta ulaşmıştır. Bu belediye başkanları, seçildikleri partilerin adayı olarak mı seçilmişlerdir, yoksa kişisel isimleri üzerinden bağımsız bir siyasi yetki mi almışlardır? Adayların belirlenmesinde parti örgütlerinin, parti yönetimlerinin ve siyasi mücadelelerin rolü vardır. Adaylar, seçildikleri partilerin kurumsal kimliğiyle yurttaşların karşısına çıkmıştır. Seçmen iradesi kişisel bir kariyer planının, siyasi pazarlığın veya iktidar değişiminden faydalanma hesabının parçası haline getirilemez” ifadelerini dile getirdi.

‘Siyasi yozlaşmanın bedelini toplum ödedi’

Sefa Yılmaz, “Geçmişte Türkiye siyaseti milletvekili transferleriyle, parti değiştirmelerle, iktidar çoğunluğunu parlamento aritmetiği üzerinden değiştiren siyasi manevralarla defalarca karşı karşıya kaldı. Bu dönemlerin ortak sonucu, siyasete duyulan güvenin daha da zedelenmesi oldu. Parti değiştirmek, zaman içerisinde siyasi ilkelere dayalı bir tercih olmaktan çıkarılıp kişisel siyasi veya hukuki korumaya alınma hesaplarının aracı haline getirilmiştir. Türkiye'nin siyasal tarihinde bu yozlaşmanın bedelini toplum defalarca ödedi. Bugün aynı anlayışın yerel yönetimler üzerinden yeniden üretilmesine izin verilmemelidir” dedi.

Kitleye polis engeli

‘Çiğli, Foça somut örnektir’

Çiğli ve Foça ilçelerinin AKP’ye geçtiğine işaret eden Yılmaz, “İlçelerde yıllardır oluşmuş siyasi temsil ilişkisi, örgütlü bir parti çalışması, seçim kampanyaları, aday belirleme süreçleri ve yurttaşların sandıkta verdiği oylarla şekillenmiştir. Bugün bu ilçelerin belediye başkanlarının seçimden sonra AKP'ye geçmesi, “kişisel siyasi tercih” denilerek geçiştirilemez. Çünkü mesele bir kişinin hangi partiye üye olduğu meselesinden ibaret değildir. Mesele, seçmenin verdiği oyun siyasi anlamının seçim sonrasında değiştirilmeye çalışılmasıdır. Gelinen süreçte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da aynı partiye geçeceği iddialarının da bu temelde değerlendirilmesi ve seçmen iradesinin bir başka partiye transferi anlamına geldiğinin bilinmesi gerekir” ifadelerini kullandı.