Çin bile bizi kıskanacak

TÜİK’E GÖRE 4 YILDA YÜZDE 76 BÜYÜMÜŞÜZ. ARANIZDA BU KADAR ZENGİNLEŞEN VAR MI?

Enflasyonda harikalar yaratan TÜİK, ekonomideki büyümede Çin mucizesini bile geride bırakmaya kararlı. TÜİK’in açıkladığı ekonomik büyüme (GSYH, Gayrı Safi Yurt İçi Hasılanın yıllık artışı) 2025 yılında yüzde 3.6 oldu. Bu veriye itiraz etmiyorum. Ama büyüme verileri uluslararası istatistiklere yansırken dolara çevriliyor. İşte o zaman ortaya çok tuhaf sonuçlar çıkıyor.

TÜİK, 2025 yılı büyüme verilerini açıkladı. Buna göre ekonomi 2025 yılında yüzde 3.6 büyüme sağladı. Tarım kesimi yüzde 8.8’lik küçülmüş. Büyümenin lokomotifi her zamanki gibi inşaat. İnşaattaki büyüme yüzde 10.8. Sanayinin payı da yüzde 2.9’da kalmış. Ekonomi büyüyor ama Türkiye’nin borçları artıyor. Büyüme zenginlik demek. Ama bir ülke büyürken borçları artıyorsa, oradaki büyümenin toplumsal refaha yansımasını beklemek hayal olur.

Büyümenin dolara çevrilmesi ile ortaya çıkan verileri nasıl yorumlamak gerekir, bilemedim. TÜİK yaptı yine TÜİK’liğini diyebilir miyiz acaba. Ben çelişkileri grafiklerle ortaya koyayım, yorumu da siz yapın. Önce bir numaralı grafik…

Mavi sütunlar Türkiye’nin sabit fiyatlarla milli gelirinin (GSYH) artışını gösteriyor. Sabit fiyatlar, elde edilen ekonomik büyüklüğün bir deflatör ile enflasyondan arındırılması ile sağlanır. Böylece fiziki mal ve hizmet artışı ölçülür. Ülkeler arası karşılaştırma yapmak için ise sabit fiyatlarla değil, cari fiyatlarla (geçerli fiyatlarla) bulunan GSYH büyüklüğü, bu kez deflatöre değil yıl ortası dolar kuruna bölünür. İşte Türkiye’de artık komedi seviyesine varan tutarsızlıklar da burada başlıyor. 2025 yılında Türk Lirası ile ölçülen sabit fiyatlarla yüzde 3.6 büyürken, dolarla büyümemiz yüzde 17.5 olmuş. Ciddi bir tutarsızlık. Bu çelişki bu yılla sınırlı değil. 2022 yılından beri devam ediyor. Her yıl ortalama yüzde 3.3 ile yüzde 5.5 arasında büyürken, dolarla büyümemiz yüzde 12 ile yüzde 27 arasında oynamış.

Bu da dolar fiyatının nasıl baskılandığının, ihracatçının nasıl baskılandığının, Türk ekonomisinin rekabet gücünün nasıl zedelendiğinin en önemli göstergelerinden biri. Bu çarpıklık, artık doların bile ekonomide ölçme fonksiyonunu kaybettiğini gösteriyor.

ÇİN BİLE BİZİ KISKANACAK

İkinci grafiğe bakarsak… Bu gidişle sadece Almanya değil, Çin bile bizi kıskanacak. Dolar cinsinden dünyanın en büyük ilk 16. ülkesiyiz ya. Bu gidişle ilk 10’a kısa süre içerisinde gireriz artık. Elbette bu cümleyi ciddiye almayın. Sadece bir espri. Ama TÜİK’in açıkladığı veriler artık yorum değil espri yapmayı gerektiriyor. Ekonomik büyüklüğümüz, 2020 yılında 905 milyar dolar iken, sadece dört yılda 1 trilyon 596 milyar dolara fırlamış. Yıllık ortalama yüzde 19, dört yılda toplam yüzde 76….

ARANIZDA BU KADAR ZENGİNLEŞEN VAR MI?

Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla milli gelir (GSYH), 2025 yılında bir önceki yıla göre %41.3 artarak 63 trilyon 20 milyar 906 milyon TL, dolarla da GSYH 1 trilyon 596 milyar 320 milyon lira oldu.

Kişi başına düşen ortalama gelir ise Türk Lirası ile 712 bin 200 TL oldu. Bu da, 2025 yılı için bir kişinin ortalama aylık gelirinin yeni doğan bir bebek dahil, 59 bin 350 lira olduğu anlamına geliyor. Neredeyse ortalama ücret seviyesine gelen asgari ücretin 2025 yılında 22 bin 104 lira olduğunu hatırlayalım. Asgari ücretin ortalama gelirin ancak yüzde 37’de, en düşük emekli aylığının da ortalama gelirin yüzde 27’si seviyesinde olması, gelir dağılımındaki adaletsizliği çok berrak şekilde ortaya koyuyor.

Türkiye, özellikle 2021 Ekim ayından itibaren, enflasyon yukarı çıkarken faizleri indirmiş, büyük döviz bunalımı ve enflasyon patlaması yaşamıştı. Bu kez enflasyon patlamasını önlemek için de ciddi bir şekilde dar gelirlilerin alım gücü kısıldı. 2022 yılından bu yana toplumun büyük bir kesimi ağır bir yoksulluk krizine girdi. Toplumun yüzde 80’ine yakın bölümü yoksulluk sınırının altında kaldı. Emekli aylıkları ve ücret seviyesi, ENAG enflasyonuna göre 2020 yılından bu yana neredeyse yüzde 70 reel olarak geriledi. Ancak buna rağmen son dört yılda kişi başına milli gelirimiz 10 bin 655 dolardan 18 bin 40 dolara çıkmış. Aranızda ortalama olarak bu kadar zenginleşen var mı? Elbette zenginleşen var da, nüfusun çok küçük bir kısmı pastayı götürüyor.