CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, fon krizi ve ardından yürütülen soruşturmayla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Canpolat, yaşanan sürecin yalnızca birkaç şirket ve kişinin faaliyetlerinden kaynaklanmadığını, ortaya çıkan tablonun daha geniş kapsamlı bir sistem sorununa işaret ettiğini öne sürdü.
Soruşturmanın kamuoyuna yansıyan kısmının olayın tamamını ortaya koymadığını savunan Canpolat, mevcut tablonun “görünen buzdağının suyun üstündeki yüzü” olduğunu belirtti. Canpolat, kamuoyunun henüz bilmediği ayrıntıların önümüzdeki günlerde gündeme gelebileceğini ifade etti.
BES VE PASİF FONLAR İÇİN RİSK UYARISI
Canpolat, soruşturmanın yalnızca doğrudan inceleme kapsamında bulunan fonlarla sınırlı olmadığını ileri sürdü. Bireysel emeklilik sistemi (BES) ve pasif fon yatırımcılarının da birikimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Canpolat, bu fonların kurallar gereği endekste yer alan hisseleri belirlenen ağırlıkları doğrultusunda portföylerinde tutmak zorunda olduklarını söyledi.
Yetkili kurumların güncel açıklamalarında soruşturmadan etkilenen 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğunun ifade edildiğini hatırlatan Canpolat, bu rakamların önemine dikkat çekti.
Söz konusu fonların doğrudan büyüklüğünün şu aşamada 50 milyar dolar seviyesinde tahmin edildiğini aktaran Canpolat, endeksi takip eden fonların yatırımlarının da hesaba katılması durumunda ortaya çıkacak tablonun daha geniş olacağını savundu.
Etkilenen fon ve mağdur sayısının açıklanan rakamların üzerine çıkabileceğini öne süren Canpolat, “Ortadaki bu büyük hesabı kim ödeyecektir?” sorusunu yöneltti.
“DEVLET KURUMLARI NEREDE?”
Finans piyasalarında yaşanan sürece ilişkin kamu kurumlarının sorumluluğunun da sorgulanması gerektiğini savunan Canpolat, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile diğer kamu kurumlarının açıklamalarının yaşanan sürece dair soru işaretlerini gidermediğini ileri sürdü.
Canpolat, yapılan açıklamaların mağdurların yönelttiği sorulara yeterli yanıt vermediğini iddia etti.
Ayrıca sermayesi bulunmayan şirketlerin halka arz yoluyla kaynak elde etmesi ve elde edilen kaynakların nasıl kullanıldığına ilişkin süreçlerin de ayrıntılı şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti.
Tasarruf sahiplerinin, fiyatlarının manipülasyon yoluyla yükseltildiğini savunduğu hisseleri yatırım fonları aracılığıyla farkında olmadan satın aldığını söyleyen Canpolat, fon sisteminin söz konusu riski geniş bir yatırımcı kitlesine yaydığını ve yatırımcının karşı karşıya olduğu riski fark etmesini zorlaştırdığını öne sürdü.
“FATURA DEVLETE, DOLAYISIYLA HALKIN SIRTINA”
Canpolat, borsa işlemlerinden kaynaklandığını iddia ettiği zararın devlet üzerinden topluma yüklenmek istendiğini savundu.
Yatırım fonlarında mevduat sigortasına benzer bir güvence mekanizmasının bulunmadığını belirten Canpolat, sermaye piyasalarında meydana gelen zararların karşılanmasına ilişkin mevcut sistemin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yaşanan sürecin yalnızca finansal piyasalarda yatırım yapan kişileri değil, toplumun tamamını ilgilendirdiğini savunan Canpolat, konuya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti.
“SERMAYE PİYASASI REFORMU İLAN EDİLMELİ”
İlgili kurumların ve bakanlıkların kendi sorumluluk alanları bakımından hesap vermesi gerektiğini ifade eden Canpolat, SPK yöneticilerinin görevlerine devam edip etmeyeceğini gündeme getirdi.
Canpolat, başta SPK olmak üzere borsadaki manipülasyonlardan sorumlu olduğunu öne sürdüğü kurumların hesap verebilir bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Sorumluların tespit edilmesinin tek başına yeterli olmayacağını belirten Canpolat, finansal piyasalara ilişkin gerekli düzenlemelerin vakit kaybetmeden hayata geçirilmesini ve kapsamlı bir “sermaye piyasası reformu” ilan edilmesini istedi.
“TÜRKİYE KÜME DÜŞME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA”
Canpolat, açıklamasının son bölümünde Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası alandaki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Benzer yapıların yeniden ortaya çıkmasının önüne geçilmesi gerektiğini savunan Canpolat, iktidarın gerekli adımları atmamasının yüz binlerce kişinin daha zarar görmesine ve Türkiye sermaye piyasalarının uluslararası finans çevreleri tarafından “yatırım yapılabilir gelişmekte olan piyasa” statüsünden çıkarılması riskine neden olabileceğini öne sürdü.
Canpolat, böyle bir gelişmenin Türkiye açısından “adeta küme düşürülmesi” anlamına geleceğini belirterek, kapsamlı düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısını yineledi.





