Butlan kararı Anayasal sorundur!

2010’da bir kaset operasyonuyla değişen CHP Genel Başkanlığı…

Ve tam 16 yıl sonra, yine bir 22 Mayıs günü, bu kez sandıkla değil mahkeme kararıyla yeniden şekillendirilen bir siyasi irade…

Türkiye’nin yakın siyasi tarihi bazen tesadüflerle değil, simetrilerle yazılıyor. Ve o simetrilerin çoğu da demokrasi adına umut değil, endişe üretiyor.

CHP’nin üç yıl önce yapılan 38. Kurultayı’nın mahkeme kararıyla “geçersiz” ilan edilmesi, sadece bir partinin iç meselesi değildir. Bu kararın ardından yaşananlar da bunun kanıtı oldu. Borsa işlemleri durduruldu. Kamu bankaları döviz kurunu tutabilmek için milyarlarca dolarlık müdahalede bulundu. Siyasetteki bir fay hattı, ekonomiyi de yerinden oynattı. Çünkü artık Türkiye’de hukuk krizleri yalnızca adliyelerde kalmıyor; doğrudan sofraya, cebimize ve geleceğimize yansıyor.

Meselenin en ürkütücü tarafı ise şudur:

Türkiye’de artık “çift hukuklu” bir düzen oluşmuştur.

Bir yanda Anayasa’dan, hukukun evrensel ilkelerinden ve kurumların yetki sınırlarından söz eden bir sistem var. Diğer yanda ise kişiye, döneme ve siyasi ihtiyaca göre çalışan başka bir düzen…

Alt derece mahkemeleri Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyor. Yerel mahkemeler, kendi yetki alanlarını aşarak başka kurumların görev sahasına müdahale ediyor. YSK’nın karar vereceği alanlarda asliye mahkemeleri hüküm kuruyor. Hukuk devleti yerini, “ben yaptım oldu” anlayışına bırakıyor.

Bu gidişle yarın YSK seçimleri değil, boşanma davalarını konuşursa kimse şaşırmayacak.

Çünkü mesele artık hukuk değil; yetkinin sınırsızlaştırılmasıdır.

Ve bu anlayış yerleşirse, Türkiye sadece otoriter bir ülke olmayacak; doğrudan doğruya totaliter bir düzene sürüklenecektir. Sandığın anlamı kalmayacak. Seçmenin iradesi sembolik hale gelecek. Bir sabah birileri çıkıp “belediye başkanı budur”, “milletvekili şudur”, “genel başkan budur” diyecek ve milyonların tercihi bir mahkeme kalemiyle yok sayılacak.

O zaman ne seçimden söz edebiliriz, ne temsil iradesinden, ne de cumhuriyetten…

Muhtar bile seçemeyen bir topluma dönüşürüz.

Bu nedenle CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca CHP’nin sorunu değildir. Bu karar; iktidarıyla muhalefetiyle, sağcısıyla solcusuyla, bugün susan herkesin meselesidir. Çünkü konu artık bir partinin kongresi değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenidir.

Ve eğer toplum bu gidişe güçlü bir itiraz yükseltmezse, bugün bir siyasi partiye yapılan müdahale, yarın doğrudan milletin egemenliğine yapılacaktır.

O saatten sonra da geriye yalnızca şu cümle kalır;

geçmiş olsun Türkiyem !