Bilmediğimizin talibiyiz… peki gerçekten mi?

“Bildiğimizin âlimi, bilmediğimizin talibiyiz” deriz.

Söz güzel, duruş asil, kulağa hikmet gibi gelir.

Ama dürüst olalım: Gerçekten talip miyiz, yoksa sadece öyle görünmek mi hoşumuza gidiyor?

Bugünün insanı öğrenmek için değil, haklı çıkmak için tartışıyor.

Bir fikri savunurken aslında gerçeği değil, egosunu koruyor.

Bilmek bir yolculuk olmaktan çıktı; bir kimlik meselesine dönüştü.

Kimliğimizi savunur gibi fikir savunuyoruz.

Ve en tehlikelisi: Bilmediğimizi itiraf etmeyi zayıflık sanıyoruz.

Oysa en büyük bilgelik, “bilmiyorum” diyebilme cesaretidir.

Sokrates, en bilge insan sayılmasının sebebini şöyle açıklıyor:

“Tek bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğimdir.”

Bugün bu cümleyi söyleseniz, çoğu kişi bunu tevazu değil yetersizlik sanır.

Çünkü çağımızda bilgi bir erdem değil, bir vitrin.

Okuyoruz ama anlamıyoruz.

Dinliyoruz ama duymuyoruz.

Yanlış olabileceğimizi kabul etmek yerine, karşı tarafı susturmayı tercih ediyoruz.

Zira susan haklı görünür, düşünen değil.

Bilmediğine talip olmak, aslında kendini eksik kabul etmektir.

Eksik olduğunu kabullenmek ise egoya ağır gelir.

Bu yüzden insanlar öğrenmekten çok, bildiğini kanıtlamaya çalışır.

Hakikat arayışı yerini “ben demiştim” yarışına bırakır.

Garip bir çağdayız:

Herkes konuşuyor, az kişi düşünüyor.

Herkes yorum yapıyor, az kişi anlıyor.

Ve en ironik olanı; herkes her şeyi bildiğini iddia ederken, kimse gerçekte neyi bilmediğini bilmiyor.

Belki de sorun şurada:

Bilmediğimizin talibi olmak zor iştir.

Çünkü bu yol; sabır ister, tevazu ister, susmayı ister.

Oysa biz hızlı cevapların, kesin yargıların ve alkış getiren cümlelerin peşindeyiz.

Kendimize sormamız gereken soru şu:

Gerçekten öğrenmek mi istiyoruz, yoksa sadece bilgili görünmek mi?

Eğer öğrenmek istiyorsak, ilk adım basittir ama ağırdır:

Haklı olma ihtiyacımızdan vazgeçmek.

Çünkü hakikat, çoğu zaman haklı olandan değil, öğrenmeye açık olandan yanadır.

Belki de artık şu cümleyi daha dürüst kurmalıyız:

“Bildiğimizin değil, bilmediğimizi sandığımızın talibiyiz.”

Gerçek taliplik, bilmediğini fark ettiğin an başlar.