CAN DOĞAN’IN HİKAYESİ

‘Kendini yenersen herkesi yenersin’

Başarı hikayelerinin çoğu, ulaşılan noktadan anlatılır. Oysa bazı hikayelerin asıl başlangıcı, henüz kimsenin fark etmediği bir çocukluk merakında, erken yaşta alınan sorumluluklarda ve tek başına verilen mücadelelerde saklıdır. Teknolojiye ve yapay zekaya duyduğu ilgiyle henüz 11 yaşında Python öğrenmeye başlayan Can Doğan için girişimcilik de böyle bir yolculuğun sonucu oldu. Çocukluk yıllarında yaşadığı kayıplar, aile desteği olmadan kendi yolunu çizme çabası ve geleceğine inandığı bir alanda üretme tutkusu, bugün iş hayatındaki yaklaşımını şekillendirdi. Lein Digital, Yapay Zeka Firması, Geo Akademi ve House of Lein ile farklı girişimlere imza atan Doğan ile başarının ardındaki görünmeyen emeği, aile kavramını, geçmişle kurduğu ilişkiyi ve genç girişimcilere vermek istediği mesajları konuştuk.

Bugün teknoloji ve yapay zeka gibi sürekli değişen bir alanda çalışıyorsunuz. Çocukluğunuza döndüğünüzde, ailenizin sizde bıraktığı ve bugün hâlâ kararlarınızı etkileyen en önemli değer nedir?

Ben sorumluluk almayı biraz erken öğrendim. Sağlıklı bir aile ortamında büyümedim. Hayatımdaki baba boşluğunu dayım İbrahim Doğan dolduruyordu. On iki yaşıma kadar yanımdaydı; 2008’de şehit olduğunda benim için kaybettiğim kişi aynı zamanda çocuk yanımdı. Bir şehit ailesinin ferdi olmak, hayat hikâyemin çok önemli bir parçası.

O yaşta böyle bir kayıp yaşayınca, hayatın her zaman size hazırlanmak için süre vermediğini anlıyorsunuz. Bugün aldığım kararlarda da bunun etkisi var. Sorumluluk almaktan kaçınmam, benim için önemli olan bir şeyi sürekli ertelemek istemem. Çünkü bazı şeylerin sonradan telafisi olmuyor.

Girişimci olma isteğinizin ortaya çıkmasında ailenizin nasıl bir etkisi oldu? Sizi cesaretlendirenler mi oldu, yoksa önce ikna etmeniz gereken kişiler mi vardı?

İkna etmem gereken kişi kendimden başkası değildi. Ailemin benim için düşündüğü yol, derslerime çalışmam ve bildikleri bir düzenin içinde ilerlememdi. Ben ise teknolojiyle ilgileniyor, 11 yaşındayken Python öğreniyor, yapay zekânın gelecekte neleri değiştireceğini düşünüyordum. Bu merakım desteklenmedi. Ama benim için geçici bir heves de değildi.

Bir noktadan sonra herkesi ikna etmeye çalışmak yerine yapabildiklerimi göstermeye odaklandım. 2016’da Lein Digital’i 2019'da Yapay Zeka Firmasını ve 2026'da Geo Akademi ile House of Lein'i kurdum. Bilgisayar başında başlayan merakımın birkaç işe dönüşmesi, ardından farklı girişimlerin gelmesi böyle oldu. Girişimcilikte ilk öğrendiğim şeylerden biri şuydu: Kararınızın sorumluluğunu taşımaya hazırsanız, başlamak için herkesin onayını beklemeniz gerekmiyor.

Çocukken nasıl biriydiniz? Bugünkü teknoloji merakınızı veya üretme isteğinizi o yıllarda fark eden biri olmuş muydu?

Bir şeye ilgi duyduğumda onunla uzun süre uğraşabilen, bazen dağınık, biraz dikkat eksikliği olan, sessiz ve sakin bir çocuktum. Phyton öğrenmeye başladığımda "yazılımda yorumlama dili" çağı başladığını fark ettim. Artık kimi için anlamsız kod yapılarındansa, daha düzenli ve İngilizce bilen birinin az çok kodun ne işe yaracağını anlayabileceği bir döneme giriş yapmıştık. Yapay zekânın gelişeceğine o yıllardan inanıyordum. Python öğrenirken de beni heyecanlandıran, kendi düşündüğüm bir şeyi çalışır hâle getirebilmekti. Bugün yaptığım işlerde hala aynı heyecan var.

Daha sonraki yıllarda eski başbakanımız Tansu Çiller ve oğlu Berk Uçuran Çiller ile çalışma fırsatım oldu. Bendeki potansiyeli en güçlü şekilde fark eden isimlerden biriydi Berk Bey. Farklı düşündüğüme, ileride büyük işlere imza atabileceğime güvendi. O dönemde başaramadığım bir e-ticaret mobil uygulaması projesini anlatmış olmama rağmen vizyonumu gördü. Yolun başındayken birinin sizde bunu görmesi önemli. Yıllar sonra kendisiyle tekrar iletişime geçtiğimde söylediği şey şuydu: "Doğru Yöndesin" Benim sık söylediğim bir söz var: “Önce kendini tanı; kendini yenersen herkesi yenersin.” İnsan kendi korkularını, bahanelerini ve sınırlarını tanıyıp aşabildiğinde çok daha ileri gidebiliyor.

‘HAYATIMIN YÖNÜNÜ BELİRLEDİM’

OpenAI ve Anthropic gibi küresel teknoloji ekosistemlerinde yer almak, ulusal ölçekte ses getiren projeler üretmek… Bunlar iş dünyası açısından önemli başarılar. Peki, aileniz için sizin en büyük başarınız nedir?

Ailem adına konuşamam; yıllardır görüşmüyoruz. Dolayısıyla başarılarımı nasıl değerlendirdiklerini bilmiyorum. Ben de kendi değerimi artık bu değerlendirmeye bağlamıyorum. Benim için asıl başarı, çocukken ilgilendiğim ve geleceğine inandığım alanda bugün iş üretebilmek. Lein Digital’i kurmak, Türkiye’de yeni bir yapay zeka çağının öncüsü olmak, GEO’yu Türkiye'ye getirmek, ulusal ölçekte ses getiren projelerde yer almak, yapay zeka çağında ilkleri gerçekleştirebilmek… Bunların hiçbiri bir günde olmadı. Bugün görünen sonuçların arkasında, kimsenin görmediği zamanlarda da çalışmaya devam etmek var. Kendi hayatımın yönünü belirleyebilmiş olmayı önemsiyorum.

İş hayatındaki başarılarınızı ilk kiminle paylaşmak istersiniz? Ailenizden gelen bir tepkinin, profesyonel çevrenizden aldığınız takdirden daha anlamlı olduğu bir an yaşadınız mı?

Güzel bir haberi, o iş için ne kadar uğraştığımı anlayan insanlarla paylaşmak isterim. Ailemle ilgili böyle bir anım yok. Ama emeğinizin görülmesi, birlikte çalıştığınız insanların sizinle aynı heyecanı yaşaması elbette kıymetli. Ekibimde çalışan herkes benim ne kadar çok çalıştığımı çok iyi bilir. Mesai saati gibi bir kavram bizde yok. Aynı mentaldeki insanları bir arada toplayabilmek, çalışkan ve girişim odaklı insanlarla çalışabilmek çok güzel bir his. O yüzden tabii ki ilk başta ekibimle paylaşırım.

Benim kendimle ilgili biraz zor bir tarafım var: Bazen kendimi takdir etmekte ve başardığımı hissetmekte zorlanıyorum. “Elon Musk’ın ulaştığı noktaya gelsem tatmin olur muydum?” diye düşünüyorum. Hiç sanmıyorum; yine kendimde başaracak ve geliştirecek başka bir şey bulurdum.

Eski Devlet Bakanı Ünal Erkan hayatını kaybetti
Eski Devlet Bakanı Ünal Erkan hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

Bu yüzden takdir edilmek beni mutlu ediyor ama uzun süre o duygunun içinde kalmıyorum. Aklım kısa süre sonra “Bunu daha iyi nasıl yapabiliriz?” sorusuna gidiyor. Başardıklarımın farkındayım; sadece onları yapabileceklerimin sınırı olarak görmüyorum.

İnsanlar sizi teknoloji, yapay zekâ ve girişimcilik üzerinden tanıyor. Peki, iş hayatınızın dışında aileniz sizi nasıl tanımlar? Onların gözündeki Can Doğan ile profesyonel dünyadaki Can Doğan arasında ne fark var?

Ailem bugünkü beni ne kadar tanıyor, bunu bilemem. Ama iş hayatımdaki Can ile günlük hayatımdaki Can arasındaki farkı söyleyebilirim. Ticarette duygusallıkla karar vermem. Sorumlulukların yerine getirilmesine, işin doğru yapılmasına ve disiplinli çalışmaya bakarım. Çünkü benim kararlarımdan etkilenen bir ekip ve bize güvenen büyük markalar var.

Sosyal hayatımda ise çok merhametli olduğum söylenir. İnsanlara yardımsever ve iyi niyetli yaklaşmaya, onları anlamaya özen gösteririm. Yaptığım iyilikleri burada anlatmayı doğru bulmuyorum. Benim için özellikle niyet önemli. İyi niyetli bir insanın hatasına anlayış gösterebilirim. Kötü niyeti fark ettiğimde ise sınır koymakta zorlanmam. Bana manevi anlamda zarar veren her şeyi anında silebilirim.

Bugün geldiğiniz noktayı mümkün kılan, ancak kamuoyunun pek bilmediği bir aile desteği veya fedakârlığı var mı?

Kariyerimi kurarken arkamda böyle bir aile desteği olmadı. Bir karar alırken, risk üstlenirken veya işler zorlaştığında mücadeleyi kendim vermek zorundaydım. Başarısız olduğumda bunun sonucunu da benim taşımam gerekiyordu.

Aksine, borçlar içindeyken şirket kurdum. Sonrasında kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim. Düştüm, kalktım , düştüm ve tekrar kalktım. Bugün kurduğum işe duyduğum bağlılıkta bunun payı büyük; hangi şartlarda başladığımı ve buraya gelmek için ne kadar uğraştığımı ve bundan sonrası için ne kadar çok çalışacağımı biliyorum.

Başarılarınızın gerisinde görünmeyen bir emek varsa, bu hikâyede ailenizin payını nasıl anlatırsınız?

Benim hikâyemde ailemin desteğinin olmayışı da karakterimi şekillendirdi. Kendi başıma karar vermeyi, risk almayı, çözüm bulmayı ve sonuçlarına katlanmayı öğrendim. Bugün geriye dönüp “İyi ki böyle olmuş” diyebiliyorum. Çünkü beni ben yapan şeylerden biri buydu. Bunu herkesin aynı zorlukları yaşaması gerektiğini düşündüğüm için söylemiyorum. Kendi geçmişimle kurduğum ilişki bu. Yaşadıklarımı sürekli kafaya takıp "kader buymuş" demek istemedim. Onlardan ne öğrenebileceğime baktım. Bugünkü bağımsızlığımda ve mücadele gücümde o yılların ciddi bir payı var.

Yıllar sonra iş hayatınızdaki unvanlarınızdan, projelerinizden ve başarılarınızdan bağımsız olarak ailenizin sizi nasıl hatırlamasını istersiniz?

Beni nasıl hatırlayacakları onların meselesi. Ben hayatımı yıllar sonra alacağım bir aile onayına göre kurmadım. Verdiğim emeği, aldığım sorumlulukları ve kim olduğumu biliyorum. Ama bu sorunun aileler açısından önemli bir tarafı var. Çocuğunuzu ciddiye almak için bir gün başarılı olmasını beklemeyin. Çocuklarınızın kendi yollarını bulmasındaki en büyük destek kafalarını okşayan bir anne elinden geçebilir. Başardıktan sonra gurur duymak kolay; henüz yolun başındayken yanında durabilmek değerli.

‘KENDİNİZİ TANIYIN’

Bugün kariyerinizin başındaki genç Can Doğan karşınızda olsa ona ne söylerdiniz? Peki, ailenizden birine geçmişte söyleyemediğiniz bir şeyi bugün söyleme fırsatınız olsa bu ne olurdu?

Genç Can’a “Önce kendini tanı” derdim. Bir de her şeyi tek başına yapabiliyor olmanın, her şeyi tek başına yapman gerektiği anlamına gelmediğini söylerdim. Kendi gücünü bilmek kadar, birlikte üreteceğin insanları doğru seçmek de önemli. Aileme söyleyeceğim şey ise daha genel bir mesaj olurdu: Çocuklarınızın mutlu geleceği, sevgiyle başlar. Girişimci arkadaşlara da tavsiyem net: Kendinizi tanıyın.

Kaynak: Haber Merkezi