Denizli Teleferik, kapsamlı bakım ve yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından 10 Ocak 2026 tarihinde yeniden hizmete girdi. Teleferik, 2024 yılı Ağustos ayında halatta tespit edilen aşınma ve eskime nedeniyle güvenlik gerekçesiyle hizmete kapatılmıştı. 2025 yılının Temmuz ayında yeni halatın teslim edilmesinin ardından gerekli ekipman temini, teknik hazırlıklar ve montaj çalışmaları başarıyla tamamlandı. Yapılan kapsamlı bakım ve yenileme çalışmalarının ardından Denizli Teleferik, 10 Ocak 2026 Cumartesi günü yeniden vatandaşların hizmetine açıldı.
‘Önceliğimiz güvenlik’
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, güvenliğin her zaman öncelikleri olduğunu söyledi. Başkan Çavuşoğlu, “Bizim tek önceliğimiz hemşehrilerimizin güvenli ve huzurlu bir yolculuk yapmasıdır. Vatandaşlarımızın herhangi bir sorun yaşamadan bu hizmetten faydalanabilmesi için büyük bir hassasiyetle çalıştık” dedi.
Teleferiğin artık güvenli bir ulaşım aracı haline geldiğini vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, Denizlililerin yeniden keyifli bir teleferik deneyimi yaşayacağını belirterek, “Umut ediyoruz ki hemşehrilerimiz bu yolculuklarla birlikte eğlenceli ve huzurlu anlar yaşayacak” ifadelerini kullandı.
Kar manzarası
Denizli Teleferik ile 1500 metre rakımdaki Bağbaşı Yaylası, yaz aylarında serin havasıyla, kış aylarında ise kar manzarasıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Beyaza bürünen doğasıyla eşsiz bir manzara sunan Bağbaşı Yaylası, her mevsim farklı tonlara bürünen doğasıyla dikkat çekiyor. Yenilenen hali ve muhteşem manzarasıyla Denizli Teleferik ve Bağbaşı Yaylası, misafirlerini ağırlamaya hazır.
Bağbaşı Yaylası’ndan övgüyle söz edildiğini duyunca birkaç yıl önce merak edip bir hafta sonu arkadaşlarımla birlikte burada konaklamıştık. Kış mevsimine rastladığı için kar diz boyundaydı, hava oldukça soğuktu. Odun sobasını sabaha kadar yakmış, yanımızda getirdiğimiz kırmızı şarabı da soğuk havanın etkisiyle kısa sürede tüketmiştik.
Kış mevsiminde Bağbaşı Yaylası’nın ayrı bir güzelliği vardı. Uçsuz bucaksız uzanan çam ormanları sanki bembeyaz bir örtüyle kaplanmıştı.
Aradan iki yıl geçmiş. Bana çok yakın bir zamanda gitmişiz gibi gelse de aslında 2016 yılının Aralık ayında konaklamışız. Bu kez ilkbaharda da keyifli olacağını düşünerek Nisan ayının son haftasında iki kişilik yer ayırttım.
Ayşe ile birlikte akşamdan sırt çantalarımızı hazırladık. Soğuk olabilir düşüncesiyle yanımıza kalın giysiler, hatta botlarımızı bile aldık. Sabah saat sekiz gibi yola koyulduk. Ankara yolundan gitmeyi tercih ettik; Bornova üzerinden Turgutlu, Salihli ve Alaşehir’i geçerek Buldan’ın kıyısından ilerledik. Sarıgöl’de kısa bir çay molasının ardından Denizli merkeze ulaştık.
Alışveriş yapmak için Carrefour mağazasına girdim ve ilk şaşkınlığı burada yaşadım. İçki dolaplarını sorduğumda reyondaki görevli, “Bu mağazada alkol satışı yok. Birkaç yüz metre ileride başka bir mağazamız var, oradan alabilirsiniz” dedi.
Nedenini sorduğumda ise, “Mağazayı kiraya veren işyeri sahibi sözleşmeye böyle bir madde koymuş” yanıtını verdi.
Fransız–Sabancı ortaklığında kurulan uluslararası bir şirketin bir mağazasında alkol satışı yasak, birkaç yüz metre ilerideki diğer mağazada ise raflar içki dolu. Dört kutu içki aldım. Ödeme yaparken kasiyere aynı soruyu yönelttim.
“Orada okul var, öğrenciler alkol satın almasınlar diye” yanıtını verdi.
Karışık duygularla Bağbaşı Yaylası’na ulaşmak için teleferik yoluna saptık ve yavaş yavaş tırmanmaya başladık. Tesislerin özel otoparkına aracımızı bıraktık. Eşyalarımızı alıp girişe geldiğimizde yanımızdaki tüm eşyaları X-Ray cihazından geçirdik.
1500 metrede doğa keyfi
Teleferik ile yaklaşık 1500 metreye doğru yükselmeye başladık. Kışın ayrı bir görselliğe sahip olan yayla, bahar mevsiminde bambaşka bir güzelliğe bürünüyor. Kar örtüsünün yerini bu kez yemyeşil bir doğa almıştı.
Teleferikten indikten sonra bizi zirveye ulaştıracak minibüslere binmeden önce seyir kafede yorgunluk çaylarımızı yudumladık. Beş dakikalık minibüs yolculuğunun ardından konaklayacağımız Bağbaşı Yaylası’na ulaştık.
Tesis çalışanları bizi güler yüzle karşıladı, bilgilendirdi ve yerleşmemize yardımcı oldu. İki kişilik kahvaltı, akşam yemeği ve konaklama için ödeme yaptıktan sonra yemyeşil ormana bakan 12 numaralı ahşap evimize yerleştik.
Servi, ardıç ve karaçam ağaçlarıyla kaplı ormanın derinliklerinde yürüyüş yaptık, bol bol oksijen aldık. Kent yaşamının üzerimize çöken yorgunluğu sanki bir anda sırtımızdan sıyrılıp gitti.
Akşam saatlerinde hava soğuyunca odun sobasını yaktık. Sobanın camından yayılan ateş ışığı odayı aydınlatırken elektrikleri kapattık ve o sıcak atmosferde kendimizi yatağa bırakıp derin bir uykuya daldık.
Ayşe doyasıya kır çiçeği topladı
Sabah beklediğimizin aksine ılık bir havaya uyandık. Yine de gölge yerler serinliğini koruyordu. Keyifli bir kahvaltının ardından bir gün önce planladığımız yürüyüş rotalarına çıktık. Çimlere bastık, ciğerlerimizi çam kokusuyla doldurduk.
Ayşe, kır çiçekleri toplamanın keyfini doyasıya yaşadı. Bulunduğumuz alan yemyeşildi; yürüyüş yaptığımız zirvenin karşısındaki dağlar ise hâlâ karla kaplıydı.
Tesislerin maskotu olan Kadife adlı eşek de sevimli tavırlarıyla ortalıkta dolaşıyor, konuklardan yiyecek koparmaya çalışıyordu.
Dönüş rotamızı renklendirdik
Ortam o kadar keyifliydi ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Odadan çıkış saatimiz olan öğle 12.00’de ayrıldık. Bu kez minibüse binmek yerine orman yolundan yürüyerek teleferik tesislerine inmeyi tercih ettik.
İyi ki de öyle yapmışız. Sağlı sollu çam ağaçlarıyla çevrili sessiz yolda yürüdük, dağdan akan buz gibi sulardan kana kana içtik.
Biz aşağıya inerken günübirlik gelen ziyaretçilerin teleferik önünde uzun kuyruklar oluşturduğunu gördük. Dönüş yolumuzu da renklendirdik. Bu kez Aydın yolunu tercih ettik. Kuyucak, Nazilli ve Sultanhisar’da çilek molaları verdik, köylere girip çıktık, köy kahvelerinde yorgunluk çayları içtik. Aydın’da sıcak bir çorbanın ardından akşam saatlerinde İzmir’e ulaştık.
Geride ise doğanın içinde geçirilen keyifli bir yolculuğun tatlı yorgunluğu kaldı.
Kışın da kar keyfini
yaşamak ayrı bir lezzet
Denizli Teleferik ile 1500 metre rakımdaki Bağbaşı Yaylası, yaz aylarında serin havasıyla, kış aylarında ise kar manzarasıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Beyaza bürünen doğasıyla eşsiz bir manzara sunan Bağbaşı Yaylası, her mevsim farklı tonlardaki doğasıyla dikkat çekiyor. Yenilenen hali ve muhteşem manzarasıyla Denizli Teleferik ve Bağbaşı Yaylası, misafirlerini ağırlamaya hazır. Ben, hem kar mevsiminde hem de bahar aylarında bu güzelliklerin keyfini yaşadım. Uzun süre bakımda kaldı, ama güvenlik için çok önemliydi. Tekrar hizmete açıldığında öyle mutlu oldum ki… En kısa sürede Nisan ayının ortalarında bir planlama daha yapıyorum. Bu güzelliklerden herkesin yararlanmasını istiyorum.