SREBRENİTSA’NIN DİNMEYEN ÇIĞLIĞI
Srebrenitsa Soykırımı’nın simge isimlerinden biri olan Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subašić, Ayvalık’ta konuştu: Evlatlarımızı kaybettik ama mücadelemizi kaybetmedik.
Ayvalık Belediyesi tarafından bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen Teferiç Şenlikleri, Balkan kültürünün renkli atmosferinin yanı sıra duygu dolu anlara da sahne oldu. Bosna Savaşı sırasında yakınlarını kaybeden Srebrenitsa anneleri, Anneler Günü’nde Küçükköy’ün tarihi cami avlusunda vatandaşlarla biraraya geldi.
Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in davetlisi olarak Ayvalık’a gelen heyette yer alan 78 yaşındaki Munira Subašić, savaşın bıraktığı derin yaraları anlatırken zaman zaman gözyaşlarına hâkim olamadı. Üç gün boyunca sohbet etme fırsatı bulduğumuz Subašić, yaşadığı büyük acının ardından yıllardır sürdürdüğü adalet mücadelesini anlattı.
‘İnsanlık öldürüldü’
1995 yılında Bosna Savaşı sırasında yaşanan Srebrenitsa Katliamı’nda binlerce Boşnak sivilin sistematik biçimde katledildiğini hatırlatan Subašić, yaşananların yalnızca Bosna halkının değil, tüm insanlığın ortak yarası olduğunu söyledi.
Savaş sırasında oğlunu, eşini ve çok sayıda yakınını kaybeden Munira Subašić, o günleri anlatırken şu ifadeleri kullandı:
“Biz sadece çocuklarımızı kaybetmedik. Hayatlarımızı, ailelerimizi, geleceğimizi kaybettik. Srebrenitsa’da yalnız insanlar değil, insanlık öldürüldü.”
Katliamın ardından yıllarca toplu mezarların açıldığını söyleyen Subašić, hâlâ kimlik tespiti yapılmaya çalışılan kurbanların bulunduğunu ifade etti.
“Toplu mezarlardan çıkarılan kemikler yıllar sonra DNA testleriyle kimliklendiriliyor. Bir anne için evladının bir kemiğine bile ulaşabilmek çok büyük bir acı ama aynı zamanda bir teselli.”
Srebrenitsa’da yaşananların uluslararası mahkemeler tarafından “soykırım” olarak kabul edilmesinin kolay olmadığını söyleyen Subašić, yıllar süren hukuk mücadelesinde annelerin büyük rol oynadığını belirtti.
Mahkeme salonlarında defalarca ifade verdiklerini anlatan Subašić, şu sözlerle yaşanan trajediyi özetledi:
“Çocuklarımız sadece Müslüman oldukları için katledildi. Biz dünyaya gerçeği anlatmaya çalıştık. Çok zor bir mücadeleydi ama sonunda dünya bunun bir soykırım olduğunu kabul etti.”
Srebrenitsa annelerinin intikam değil, adalet istediğini vurgulayan Subašić, yaşananların unutulmasının yeni acılara kapı aralayacağını söyledi.
“Unutulan her suç yeniden işlenebilir. Bu yüzden konuşuyoruz, anlatıyoruz, dünyanın bizi duymasını istiyoruz.”
‘Bu bizim hafızamız’
Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in yakasına Srebrenitsa rozeti takan Munira Subašić, bu sembolün kendileri için taşıdığı anlamı da anlattı.
Srebrenitsa’daki mezarlığı simgeleyen rozetin yıllardır annelerin yakasında taşındığını söyleyen Subašić, şöyle konuştu:
“Bu rozet sadece bir sembol değil. Kaybettiklerimizin hatırası. Biz yaşadığımız sürece bu acıyı ve onları unutturmayacağız.”
Yaklaşık 28 yıldır Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Subašić, savaş sonrasında yetim kalan çocukların hayatlarına dokunmaya çalıştıklarını anlattı.
“Savaşın ardından binlerce çocuk annesiz, babasız kaldı. Onların eğitim alabilmesi, yeniden hayata tutunabilmesi için çalıştık. Biz sadece yas tutmadık, çocuklarımızın geleceğini korumaya da çalıştık.”
Duygu dolu buluşma
Ayvalık’ın Boşnak nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Küçükköy Mahallesi’nde gerçekleştirilen söyleşiye vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Tarihi cami avlusunda gerçekleşen etkinlikte duygu dolu anlar yaşandı.
Programa Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin ile eşi Canan Ergin’in yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Söyleşi sırasında bazı izleyicilerin gözyaşlarını tutamadığı görüldü.
Munira Subašić ve beraberindeki anneler, savaş yıllarında yaşadıkları acıları anlatırken tarihi Küçükköy Camisi Avlusu’nda derin bir sessizlik hâkim oldu. Özellikle annelerin evlatlarına dair anlattıkları anılar, dinleyenleri derinden etkiledi.
“Türkiye’nin desteğini hiç unutmadık”
Türkiye’nin Bosna halkına verdiği desteğin kendileri için çok önemli olduğunu belirten Munira Subašić, iki halk arasındaki bağların çok güçlü olduğunu söyledi.
“Türkiye her zaman yanımızda oldu. Biz geçmişte sevinci de, acıyı da birlikte paylaştık. Bu desteği hiçbir zaman unutmayacağız.”
Ayvalık Belediyesi’ne ve Ayvalık halkına gösterdikleri misafirperverlik nedeniyle teşekkür eden Subašić, Teferiç Şenlikleri’nin kendileri için çok anlamlı olduğunu ifade etti.
‘İnsanlığın ortak acısı’
Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin de yaptığı konuşmada Srebrenitsa Katliamı’nın insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olduğunu vurguladı.
Yaklaşık 8 bin 372 Boşnak’ın yalnızca kimlikleri nedeniyle katledildiğini belirten Başkan Ergin, şu ifadeleri kullandı:
“Srebrenitsa’da yaşananlar sadece Bosna’nın değil, insanlığın ortak acısıdır. Bu soykırımın unutulmaması için her platformda gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz.”
Anneler Günü’nde böyle anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Ergin, savaşın gerçek yüzünü evlatlarını kaybeden annelerden dinlemenin tarifsiz bir duygu olduğunu söyledi.
“Bu gerçek hikâyelerin bir daha dünyanın hiçbir yerinde yaşanmamasını diliyorum.”
Program sonunda Başkan Mesut Ergin, Srebrenitsa Anneleri’ne çiçek takdim etti.
Srebrenitsa’da bugün bir anıt mezarlık ve müze bulunduğunu anlatan Munira Subašić, dünyanın dört bir yanından insanların Bosna’ya gelerek yaşananları yerinde görmesini istediklerini söyledi.
“İnsanlar toplu mezarları, mezarlıkları ve müzeyi görmeli. Çünkü yaşananları görmek insanın vicdanını değiştiriyor.”
Srebrenitsa annelerinin yıllardır sürdürdüğü mücadelenin yalnızca kendi çocukları için olmadığını vurgulayan Subašić, sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz başka anneler ağlamasın diye mücadele ediyoruz. Bizim acımız çok büyük ama dünyanın başka yerlerinde aynı acıların yaşanmaması için konuşmaya devam edeceğiz. Evlatlarımızı toprağa verdik ama onların hatırasını asla gömmeyeceğiz.”
Rozetin anlamı: Kaybettiklerimizin hatırası
Srebrenitsa Anneleri Derneği Başkanı Munira Subašić, yakasında taşıdığı Srebrenitsa rozetinin kendileri için derin bir anlam taşıdığını söyledi. Srebrenitsa’daki mezarlığı simgeleyen rozetin yıllardır annelerin yakasında taşındığını belirten Subašić, “Bu rozet sadece bir sembol değil; kaybettiklerimizin hatırası. Biz yaşadığımız sürece bu acıyı da onları da unutturmayacağız” dedi. Acılarının hâlâ ilk günkü kadar taze olduğunu ifade eden Subašić, yaşananların unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması için mücadele etmeyi sürdüreceklerini vurguladı.
Dinmeyen büyük acı
Srebrenitsa Soykırımı sonrası ortaya çıkarılan toplu mezarlar, Bosna-Hersek halkının hafızasında hâlâ dinmeyen büyük bir acı olarak yer alıyor. Temmuz 1995’te binlerce Boşnak sivilin öldürülmesinin ardından, kurbanların bedenleri kimliklerinin tespit edilmesini zorlaştırmak amacıyla farklı noktalardaki toplu mezarlara taşındı. Yıllar sonra yapılan kazılarda aynı kişiye ait kemik parçalarının farklı mezarlardan çıkarılması, yaşanan trajedinin boyutunu gözler önüne serdi. Bugün hâlâ birçok aile, kaybettikleri yakınlarının tüm kalıntılarına ulaşabilmiş değil. Her yıl düzenlenen anma törenlerinde yeni kimlikleri belirlenen kurbanlar toprağa verilirken, anneler ve yakınları onlarca yıldır süren bekleyişin ve adalet arayışının acısını yaşamaya devam ediyor. Munira Subašić ve Srebrenitsa Anneleri’nin sık sık dile getirdiği gibi, “toplu mezarlar sadece toprağın altındaki kayıplar değil, insanlığın vicdanında açılmış derin yaralardır.”
İnsanlığın Yanında
İnsanlığın Yanında, Srebrenitsa soykırımının ardından yaşanan adalet arayışını ve uluslararası mahkeme sürecini merkeze alan önemli bir tanıklık kitabı olarak öne çıkıyor. Yazar Ajsa Hafizović-Hadžimuhamedić, eserde yalnızca yaşanan insanlık dramını değil; savaş sonrası yürütülen hukuk mücadelesini, delillerin toplanmasını, kayıpların kimliklendirilmesini ve suçluların yargı önüne çıkarılması sürecini de ayrıntılı biçimde ele alıyor. Kitapta özellikle Srebrenitsa Soykırımı sonrasında kurulan uluslararası mahkemelerin çalışmaları, tanık ifadeleri ve annelerin yıllar süren adalet mücadelesi güçlü bir anlatımla aktarılıyor. Binlerce insanın hayatını kaybettiği katliamın yalnızca savaşın bir sonucu değil, planlı bir insanlık suçu olduğuna dikkat çekiliyor. Eserde, toplu mezarların ortaya çıkarılması, DNA çalışmalarıyla kayıpların tespit edilmesi ve mahkeme salonlarında verilen insanlık mücadelesi duygusal olduğu kadar tarihsel bir belge niteliği de taşıyor. Özellikle mağdur ailelerin yaşadığı acılar, kaybettikleri yakınlarının peşinden yıllarca sürdürdükleri arayış ve adaletin gecikmesine rağmen vazgeçmeyen annelerin direnişi kitabın en etkileyici yönlerinden biri olarak öne çıkıyor. “İnsanlığın Yanında”, yalnızca Bosna-Hersek’in yakın tarihini anlatan bir eser değil; aynı zamanda insan hakları, vicdan, hafıza ve uluslararası hukuk açısından da güçlü bir yüzleşme kitabı niteliği taşıyor. Kitap, okuyucuya savaşın yalnızca cephede değil, mahkeme salonlarında ve hafızalarda da sürdüğünü gösteriyor.