ABD-İsrail ittifakının İran’a karşı başlattığı savaş ikinci haftasını geride bıraktı. Savaş bölgesinden gelen haberlerin spekülatif ağırlığı epey fazla. Böyle günlerde, özellikle uzaktan gelen emperyalist ülke saldırılarında kurmay deniz subaylarının değerlendirmeleri önem taşır. Hafta içinde emekli amiral Mustafa Özbey, çok önemli bir değerlendirme yaptı.
“Soğuk Savaş döneminde SSCB Akdeniz Filosuna NATO'da “Tek Atımlık Bahriye - One Shot Navy” adı verilmişti. Çünkü gemi üzerindeki füze/torpido/cephane bittikten sonra, yeniden ikmal yapıp savaşa döneceği lojistik altyapısı yoktu. Şimdi ABD'nin İran savaşını irdelediğimde, ABD Silahlı Kuvvetleri için de, “Two weeks of Army - İki Haftalık Ordu” yakıştırması çok uyuyor...
ABD+İsrail, İran'a karşı yeniliyor... ABD ordusu, İsrail ile birlikte bundan böyle, “İki Haftalık Ordu” olarak anılacaktır... İran, yaşadığı tüm yıkımın bedeli olarak, ABD'ne öyle bir ceza vermiştir ki, ABD ile Çin arasında yaşanması beklenen 3.ncü Dünya Savaşını, başlamadan bitirmiştir... İki Haftalık Ordu'nun Çin'i yenmesinin imkânsız olduğunu İran dünyaya göstermiştir.”
Yine emekli amiral Cem Gürdeniz’in değerlendirmelerinden kısa bir özet aktarayım. Maliyetler açısından bakıldığında asimetrik bir savaş var. Koruma kalkanı yüksek maliyetli, buna karşılık İran’ın saldırı maksatlı füzelerinin düşük maliyetli olması, ABD ve İsrail için bu savaşın uzamaması gerektiğini çok berrak bir şekilde ortaya koyuyor. ABD’nin Körfez ülkelerindeki koruma kalkanının bir işe yaramadığı da ABD ve müttefikleri arasında ciddi bir güven sorunu oluşturuyor.
ABD’nin Japonya ve Güney Kore’den savunma radar ve bataryaları getirmesi de işlerin planlandığı gibi gitmediğinin en önemli göstergelerinden biri. Pasifikteki ve Güney Doğu Asya’daki güçlerin bir kısmının Körfez’e kaydırılmasının tek bir açıklaması olabilir: Pasifik’ten Körfeze, stratejik çöküş. Çin’e karşı planlanan 3. Dünya Savaşı’nın daha başlamadan "lojistik olarak " bittiğinin kanıtı…
The Guardian, New York Times ve tarafsız haber analizleriyle bilinen Ulusal Halk Radyosu NPR yayınlarında, Trump'ın bir "çıkış stratejisi" olmadan ülkeyi sonu belirsiz bir kaosa sürüklediği eleştirisi hakim. Beyaz Saray için, açıkça “Stratejik Körlük” tanımlaması yapılıyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth'in “aptalca angajman kuralları olmayacak” sözleri, basında “savaş suçu daveti” olarak yorumlanıyor. ABD siyasetinin nabzını tutan prestijli haber ve analiz kuruluşu Politico’nun verilerine göre, Pentagon İran operasyonu için günde yaklaşık 2 milyar dolar harcıyor. Kongre, 30 Eylül 2026'ya kadar geçerli olan mevcut bütçenin bu ölçekte bir savaşı kapsamadığını belirterek “ek bütçe” taleplerine kapıyı kapattı. Temsilciler Meclisi’nde ve Senato’da “Savaş Yetkileri Yasası” oylamaları şimdilik kıl payı reddedilse de, Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler bütçe musluğunu kısarak savaşı durdurma stratejisi izliyor. ABD veya İsrail’in bu başarısızlık karşısında nükleer silah kullanma olasılığı artıyor.
Doğal olarak savaş öncesi 66 dolar olan petrolün 103 dolara çıkması, benzin fiyatlarındaki artışın pompaya yansıması, enflasyon tehlikesinin tekrar baş göstermesi, Trump’ın arkasındaki halk desteğini de hızla eritiyor. Savaş öncesi yüzde 48 olan kamuoyu desteği, hafta sonunda yüzde 37’ye düşmüştü.